GÜLEN MİSİN AĞLAR MISIN
-IV-
Gülen oluşumu ile hükümet ve/veya devlet arasında kıyasıya
bir savaşa tanıklık etmekteyiz. Vicdan sahibi Müslümanlara düşen âna
odaklanıp, siyasi kutuplaşma ve karşılıklı öc almak yerine: ‘’Ey iman
edenler! Allah için adaleti ayakta tutan şâhidler olun. Bir topluluğa olan
öfkeniz sizi adaletten saptırmasın!’’ (5/8) dusturunca hareket etmenin bir
zorunluluk olduğu bilinciyle hareket edilmelidir. Suçlular
cezalandırıldıktan sonra; bu insanların, onların çocukları ve yakınlarının
yine içimizde yaşayacağının bilincinde olunmalı ve belki de yeni bir
hâricilik tehlikesi ihtimalinin olduğu göz ardı edilmemelidir. Tâbiki; bu
suçluların cezalandırılmaması; yapılan haksızlıkların, ihânetlerin,
zorbalıkların yapanların yanına kâr kalması anlamına kesinlikle
gelmemektedir. Bu şekilde bir giriş yaptıktan sonra olaya farklı bir
açıdan bakmak istiyorum. Kâlplerini kiraya verenlere, zihinlerinin
mankurtlaştırılmasına izin verenlere hidâyet dilemekten başka
söylenecek söz olduğunu zannetmiyorum. Ve fakat; hükümet tarafına ve
özellikle de yılların İslamcı adanmışlarına söyleyecek sözlerimiz
olduğuna inanıyorum.
Gülen ve oluşumunun yıllardan beridir, yanlışlarının yenir yutulur
şeyler olmadığı akıl sahibi Müslümanlarca bilinen bir gerçektir. İslam’ın
temel dinamiklerini çürütülmesi, Rasulullah’ın izzetiyle oynanması,
hiçbir zor zamanda Müslümanlarla değil de müşrik ya da kâfirlerle
beraber olunması bir yıllık bir olay değildir. Dinler arası diyalog projesi
kapsamında, Müslümanların zekatlarının papaz okullarına ve havralara
akla hayale gelmeyecek miktarda bağışlar yapılması bir yıllık bir olay
değildir. Darbe ve küfrün hâkim olduğu günlerde Müslüman liderler ve
cemaatlere karşı tutumu bir yıllık bir olay değildir. Zafere ulaşmada her
yolun mübâh görülmesi bir yıllık bir olay değildir. 3.dünya ülkelerinde özel
okullarında batının ajanlarının ve siyasi misyonerlerinin yetiştirilmesi bir
yıllık bir olay değildir. İnsanlar Tevhid’den koparan ‘’STV İslamı’’ bir yıllık
bir olay değildir. Haksız kadrolaşma ve sınavlarda yapılan haksızlık ve
hırsızlıklar bir yıllık bir olay değildir. Postmodernizm şirkinin bu oluşumla
aşılanagelmesi bir yıllık olay değildir.
Demem o ki; bu sapkınlık, ihanet ve zorbalıklar yıllardır biline
gelmesine rağmen; şimdi mezkur oluşuma karşı her olayda çarşaf çarşaf
deliller bulan Müslüman siyasetçilerimiz, entelektüellerimiz, cemaat
liderlerimiz, eli kalem tutan alimlerimiz, kanaat önderlerimiz, İslam’ a
saldırı varken ki hoşgörü ve hüsnü zanlarını Hükümet’e saldırı olduğunda
niçin koruyamadılar? Yoksa Allah’a olan ahdinizi ve yeminizi az bir
değere mi satıyorsunuz?(3-77)
03.08.14
23:32
TAHA YASİN BACAKOĞLU
Hiç yorum yok: